
Rahmi Koç’un fıkrası bizi hayrete düşürdü mü?
5 Haziran Cuma günü İzmir’de bir hastane açılışında Rahmi Koç konuklara bir fıkra anlatır. Komik olacak fıkra ne hikmetse bir Kürt kadını konu alır. Doktor, […]

5 Haziran Cuma günü İzmir’de bir hastane açılışında Rahmi Koç konuklara bir fıkra anlatır. Komik olacak fıkra ne hikmetse bir Kürt kadını konu alır. Doktor, […]

Muhtelif platformlarda mühendislik adaylarına ve görevli mühendislere verdiğim teknik eğitimlerde, başlamadan önce katılımcılara yönelttiğim “Mühendisin kelime anlamı nedir?” sorusuna aldığım doğru cevap sayısı %1’i geçmez. […]

Özet İnsan yerleşik hayata geçtiğinde yalnızca bir çatı kurmadı; sıcaklığı, nemi, temiz havayı ve dumanı yönetmesi gereken bir iç mekan oluşturdu. İklimlendirmenin tarihi, 1902’de Willis […]

Gerçeği bükmez; Görünür Kılar Barış Üzerine Feminist Notlar – 4 Yavaş Şiddet ve Feminist Barışın İmkânı Barış çoğu zaman büyük kırılmaların ardından konuşulur. Savaşın, çatışmanın, […]
İşyerlerinde çalışanların sağlık ve güvenliğini önceliğe ya da dikkate almadan yürütülen işler hem manevi anlamda insanlık adına hem de maddi birçok kayba yol açmakta, devamında ülkelerin kalkınma stratejilerine de engel olmaktadır. Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütünün kardeş organizasyonu olan Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Office / ILO) her yıl 28 Nisan tarihini İş Sağlığı ve Güvenliği günü; devamında da ÇŞGB (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) 4 -10 Mayıs tarihleri arasındaki haftayı etkinlikler düzenlenmesi amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği haftası ilan edilmiştir.

Ülkemizde mevzuata uyum konusunda ilerlemeler kaydedilmiş, fakat uygulamalarda eksikler devam etmektedir.
ISG haftasında çeşitli kurumlarda konferanslar, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarının düzenlediği çeşitli etkinliklerle farkındalığın, bilginin ve katılımın arttırılması hedeflenmektedir.
İş Sağlığı ve Güvenliği sosyal adaletin sağlanması konusunda da bir araçtır. 6331 sayılı kanunun küçük, büyük, kamu kuruluşu demeden çalışan tüm işçilerin asgari düzeyde sağlık ve güvenliğinin sağlanması hedeflenmiştir. İşçilerin sağlık ve güvenliği yöneticilerin keyfi uygulamalarına bırakılmamalı, daha sıkı tedbirlere adım atmak veya tedbirleri geliştirmek yerine yasaların uygulamasını sürekli ertelemek veya denetlememek zaten işverenlerin zoraki uyguladığı, iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin tavsiyeden ve uygulanamaz durumda olan “Bakanlığa bildirim”den başka yetkisinin olmadığı bu sistemi daha da çalışmaz bir hale getirmektedir.

Çalışanların dolayısı ile toplumun ruh ve beden sağlığının ve yaşam kalitesinin, çalışma koşullarıyla doğrudan etkileşimleri bulunmaktadır. Birçok çalışan işyerine geldiği düzeyde sağlam ve sağlıklı veya moral gücü yerinde olarak evine dönememekte, işten çıkarılma korkusu ile uygun olmayan çalışma koşullarını kabul etmeye mecbur bırakılmaktadır.
Sosyal adalet ve toplumsal barışın sağlanmasında İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatlarının etkin uygulanması destekleyici noktalardan biridir. Sosyal barışın yüksek olduğu gelişmiş ülkelere bakarak bu ülkelerdeki İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarının ciddiyeti göz önüne alındığında, uygulamaların daha üst segmentlere çıkarılmasının gerekliliği açıkça görülmektedir.
