LGBTİ+’lara yönelik “Ailem Güvende” operasyonları, iktidarın toplumsal yaşamı kendi muhafazakâr normları doğrultusunda şekillendirme politikasının yeni bir adımı olarak gündeme geldi. Toplumun ekonomik ve sosyal sorunlarının ağırlaştığı bir dönemde bu operasyonların gündemin yönünü değiştiren bir siyasi araç olarak kullanılması da dikkat çekiyor.
15 ili kapsayan operasyonlarda çok sayıda kişi hakkında adli işlem başlatılırken, Kaos GL yöneticileri de operasyon kapsamında gözaltına alındı. İzmir’de ise 18 kişi hakkında işlem yapılırken 16 kişi tutuklandı. Dernekler, aktivistler ve yayın organları da soruşturmaların kapsamına alındı.
Operasyonların gerekçesi “aileyi ve çocukları korumak” olarak açıklanırken, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün kriminalize edilmesi tepki çekti. LGBTİ+’ların haklarını savunan çalışmaların yanı sıra haber ve sosyal medya içeriklerinin de soruşturma konusu yapılması, baskının hedefini ortaya koydu. “Aileyi koruma” söylemi üzerinden yürütülen bu politikalar, yalnızca LGBTİ+’ların değil, toplumun tamamının örgütlenme, ifade ve yaşam hakkını ilgilendiren bir meseleye dönüşüyor.