Barışı yaşamın karşılıklı bağımlılığı üzerinden düşünmek, şiddetin kesişimsel doğasını görünür kılmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda şu soruyu da sormayı gerektirir: Barış hangi etik zemin üzerinde mümkündür? Çünkü bugün barış, çoğu zaman etik bir değer olmaktan çok, politik bir araç olarak ele alınmaktadır. Devletler, kurumlar ve iktidar odakları için barış, sürdürülebilir bir yaşamın koşulu değil; stratejik çıkarların bir uzantısı haline gelmiştir. Bu durumda barış, korunması gereken bir değer olmaktan çıkar; yönetilmesi, ertelenmesi ya da gerektiğinde askıya alınması mümkün bir araç haline dönüşür. Bu dönüşüm, etik ile politika arasındaki gerilimi görünür kılar.
Çünkü feminist teori için barış, sadece çatışmanın yokluğundan ibaret değildir. Yaşamın sürdürülebilirliğini mümkün kılan ilişkilerin korunması anlamına da gelir.
Hannah Arendt, siyasetin özünü birlikte eyleme ve çoğulluk içinde var olma kapasitesi olarak tanımlar. Ancak bu kapasite, çıkar temelli hesaplarla yer değiştirdiğinde, siyaset etik zeminini kaybeder ve güç ilişkilerinin yönetimine indirgenir. Bu noktada barış, artık birlikte yaşamanın bir ifadesi değil; düzenin geçici bir stabilizasyonu haline gelir. Feminist bakış, tam da bu indirgemeye itiraz eder. Çünkü feminist teori için barış, sadece çatışmanın yokluğundan ibaret değildir. Yaşamın sürdürülebilirliğini mümkün kılan ilişkilerin korunması anlamına da gelir. Bu ilişkiler, çıkar üzerine değil; karşılıklı sorumluluk, bakım ve etik bağlılık üzerine kurulur. Carol Gilligan’ın geliştirdiği bakım etiği yaklaşımı, bu noktada kritik bir açılım sunar. Gilligan’a göre etik, soyut ilkelere değil; ilişkiler içinde ortaya çıkan sorumluluklara dayanır. Bu perspektiften bakıldığında barış, evrensel bir norm değil; ilişkisel bir pratik olarak düşünülmelidir. Ancak tam da burada bir kırılma ortaya çıkar. Çıkar temelli politikalar, bu ilişkisel etiği zayıflatır. Güvenlik, kontrol ve güç söylemleri, dayanışmanın yerini alır. Toplumsal bağlar çözülür; bireyler ve topluluklar birbirine karşı konumlandırılır. Bu durum hem politik bir gerilim yaratır hem de etik bir erozyona yol açar.
Judith Butler’ın vurguladığı gibi, bazı yaşamların “yas tutulabilir” kabul edilmesi, diğerlerinin ise görünmezleştirilmesi, bu etik kırılmanın en somut göstergelerinden biridir. Hangi hayatların korunmaya değer olduğu, artık etik bir mesele olmaktan çıkar; politik bir karar haline gelir. Bu durumda barış, herkes için değil; sadece belirli yaşamlar için geçerli bir ayrıcalığa dönüşür. Bu kırılma, halkların özgürlüğünü doğrudan etkiler. Çünkü özgürlük, bireysel hakların tanınmasından ibaret değildir; kolektif yaşamın güvence altına da alınmasıdır. Dayanışma zayıfladığında, özgürlük de daralır. Kapsayıcılık ortadan kalktığında, barışın zemini çöker. Toplumlar, birlikte yaşama kapasitesini kaybettikçe, çatışma bir olasılık değil; kaçınılmaz bir sonuç haline gelir. Bu nedenle barış, etik bir mesele olarak yeniden düşünülmelidir. Bu etik, soyut bir ideal değil; somut ilişkiler içinde kurulan bir sorumluluk biçimidir. Başkasının yaşamını kendi yaşamından ayrı düşünmemek… Kırılganlığı bir zayıflık değil, ortak bir varoluş koşulu olarak kabul etmek… Gücü, tahakküm kurma kapasitesi olarak değil; birlikte var olabilme yetisi olarak yeniden tanımlamak…
Feminist perspektif, tam da bu noktada bir yön açar. Barışı, çıkarların dengesi üzerinden değil; ilişkilerin onarımı üzerinden kurmayı önerir. Bu öneri, salt politik bir alternatif değil; aynı zamanda etik bir çağrıdır. Çünkü barış, ancak yaşamın değerini eşit biçimde tanıyan bir etik zemin üzerinde mümkün hale gelir. Ve belki de en kritik soru şudur: Barış, korunması gereken bir değer midir, yoksa yönetilmesi gereken bir araç mı? Bu soruya verilecek yanıt hem politik yönelimleri hem de birlikte yaşama kapasitemizin sınırlarını belirler.
BÜLTEN YAYIN KOMİSYONU SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
Burcu Başpişirici
YAYINA HAZIRLAYAN
Orhan Bi likvar
YAYIN TARİHİ
3 HAZİRAN 2026
YÖNETİM YERİ
MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Anadolu Cad. No: 40 K: M2 Bayraklı - İZMİR Tel: (232) 462 33 33 Faks: (232) 486 20 60 www.mmo.org.tr/izmir
Yerel Süreli Yayın
MMO İzmir Şube yayın organı MMO üyelerine ücretsiz gönderilir. Gönderilen yazıların yayınlanıp yayınlanmamasına, TMMOB Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu karar verir. Yayımlanan yazılardaki sorumluluk yazarlarına ilan ve reklamlardaki sorumluluk ilanı veren kişi veya kuruluşa aittir. Bülten’e gönderilen çeviri yazıların kaynağı mutlaka belirtilir. Gönderilen yazılar, yazarlarına geri verilmez.
Bu web sitesi çerez kullanmaktadır
Sitemizin çalışması için gerekli olan çerezleri kullanıyoruz. Siteyi kullanmaya devam ederek bunları kabul etmiş olursunuz.