
Aramıza Katılanlar
YİĞİTHAN TOSUN YASEMİN ILĞINER EGE MERT ÖKTEM SABİHA NUR AŞURGAN ZEYNEP SUDE İŞLEYEN MUSTAFA MERT ESİ SEÇKİN ERTÜRK GİRAY AYAZKÖYLÜ UMUT ŞAHİN OZAN CAN UZUN […]

YİĞİTHAN TOSUN YASEMİN ILĞINER EGE MERT ÖKTEM SABİHA NUR AŞURGAN ZEYNEP SUDE İŞLEYEN MUSTAFA MERT ESİ SEÇKİN ERTÜRK GİRAY AYAZKÖYLÜ UMUT ŞAHİN OZAN CAN UZUN […]

Merkez Yönetim, Yenilenme ve Ortak Akıl Üzerine 4–5 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen MMO Merkez Genel Kurulu, örgütümüz açısından yeni bir çalışma döneminin başlangıcı oldu. Genel kurul […]

“Dünyanın bütün işçileri, birleşin!” çağrısı, bugün tarihsel bir genişlemeyi zorunlu kılıyor:Dünyanın tüm işçileri ve işsizleri, birleşin! Bugün bu çağrı, yalnızca teorik bir hatırlatma değil; somut […]

Uluslararası Katılımlı Yangın Sempozyumu ve Sergisi, 17–18 Eylül 2026 tarihlerinde MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirilecektir. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ile TMMOB’a […]
Antik Mısır’da, III. Ramses’in saltanat sürdüğü MÖ 1157 civarında yaşanan bu olay, kolektif hak arama eyleminin literatürdeki ilk örneği kabul ediliyor. Bugün Torino’daki Mısır Müzesi’nde (Museo Egizio) muhafaza edilen Torino Grev Papirüsü, Teb’in batı yakasında yer alan Deir el-Medina köyündeki mezar işçilerinin gerçekleştirdiği bu direnişin en yakın şahidi.
Köyde yaşayan bu işçi ve zanaatkarlar, Krallar Vadisi’ndeki anıtsal mezarları inşa eden ve süsleyen, son derece uzmanlaşmış bir sanatçı grubunu temsil ediyordu. Katip Amennakhte tarafından kaydedilen günlükler, saltanatın 29. yılında patlak veren bu direnişin perde arkasını tüm gerçekliğiyle yansıtıyor.
Kayıtlara geçen ilk resmi grev, Peret (Büyüme) mevsiminin ikinci ayının onuncu gününde gerçekleşti. İşçiler, “rasyon” (istihkak) olarak aldıkları gıda yardımlarının 18 gündür gecikmesi üzerine şantiye duvarlarını aşarak III. Thutmose’nin anma tapınağının arkasında bir oturma eylemi başlattılar.

29. Yıl, Peret (Büyüme) Mevsimi, 2. Ay, 10. Gün
İşçiler, “Tam 18 gündür açız!” diyerek mezar şantiyesindeki beş güvenlik noktasını geçtiler ve Menkheperre Tapınağı’nın arkasında toplandılar. Yetkililer, firavun adına yeminler ederek onları geri dönmeye ikna etmeye çalışsa da, işçiler geceyi mezar bölgesinde geçirerek kararlılıklarını gösterdiler.
29. Yıl, Kışın İkinci Ayı, 12. Gün
İşçiler, Wesermaatre-setepenre Tapınağı’na ulaştılar. Güvenlik amiri Mentmose, durumu Teb yöneticisine bildireceğini söylerken, işçiler yetkililere şöyle haykırıyordu:
“Bizi bu yola açlık ve susuzluk itti; giysimiz yok, merhemimiz yok, balığımız yok, sebzemiz yok! Firavuna ve vezire haber verin, bize rasyonlarımızı göndersinler!”
Bu haykırışlar sonuç vermiş ve o gün bir önceki ayın istihkakları nihayet teslim edilmişti. Ancak bu çözüm geçiciydi; Yeni Krallık’ın son dönemlerini sarsan ekonomik daralma, yolsuzluk ve gıda maliyetlerindeki artış, zanaatkarların yaşam koşullarını giderek zorlaştırıyordu.
29. Yıl, Kışın İkinci Ayı, 13. Gün
Güvenlik amiri Mentmose, gerginliğin tırmanması üzerine işçilere ailelerini de yanlarına alarak Menmaatre Tapınağı’na yerleşmelerini önerdi.
29. Yıl, Kışın İkinci Ayı, 17. Gün
Bir yetkili gelip işçilerin taleplerini dinledi. Ancak Katip Hori, ambarlarda verecek buğday kalmadığını itiraf etti. Buna rağmen, o gün bir miktar dağıtım yapılarak tansiyon düşürülmeye çalışıldı.
29. Yıl, Kışın Üçüncü Ayı
İstihkak sorunu çözülmeyince işçi grubu tekrar grev kararı aldı. Reislerin işçileri işe dönmeye ikna etmeye çalıştığı sırada, Anakhte’nin oğlu Mose isimli zanaatkarın ettiği yemin, çaresizliğin boyutunu gösteriyordu:
“Amun ve Firavun aşkına yemin ederim ki, eğer bugün buradan zorla götürülürsem, uyumadan önce bir mezar soymak için hazırlıklara başlayacağım!”
Köy girişinde büyük tartışmalar yaşandı. İşçiler artık sadece açlığı değil, yönetimdeki derin usulsüzlükleri de dile getirmeye başlamıştı:
“Ruta oğlu Qenna ve Huy oğlu Hay şöyle diyorlar: Geri dönmeyeceğiz, üstlerinize söyleyin ki kesinlikle grevden vazgeçmedik. Burada, firavunun yerinde kötü şeyler dönüyor, ciddi suçlamalarımız var!”
29. Yıl, Kışın Dördüncü Ayı, 28. Gün
Vezir To, şantiyeyi ziyaret etti. İşçilere mesajı netti:
“Size gelmememin sebebi istihkaklarınızı kesmek istemem değil, ambarların bomboş olmasıydı! Ama ne bulduysam getirdim.”
29. Yıl, Yazın Birinci Ayı, 16. Gün
Direniş sürerken, Penanuke isimli bir işçi daha ciddi iddiaları gündeme taşıdı. Bazı üst düzey yöneticilerin (Weserhat ve Pentaweret) kraliyet mezarlarından değerli taşlar çaldığını, tapınak mülklerine el koyduklarını ve görevlerini suistimal ettiklerini ihbar etti. Hatta Weserhat’ın “Kraliçeler Vadisi”nde mezar soygunu planladığını bile söyledi.
Bu durum, ekonomik krizin ahlaki bir çöküşle birleştiğini gösteriyordu.
Sonuç olarak
Torino Grev Papirüsü bize gösteriyor ki; Antik Mısır’ın o görkemli anıtlarının gölgesinde sadece firavunların ihtişamı değil, emeklerinin karşılığını isteyen işçilerin onurlu duruşu da yatıyor. Binlerce yıl öncesinden gelen bu ses, hak arayışının insanlık tarihinin değişmez bir parçası olduğunu kanıtlıyor.
https://arkeofili.com/tarihin-kayitli-ilk-grevi-antik-misirda-hak-arayisi/
