
Aramıza Katılanlar
YİĞİTHAN TOSUN YASEMİN ILĞINER EGE MERT ÖKTEM SABİHA NUR AŞURGAN ZEYNEP SUDE İŞLEYEN MUSTAFA MERT ESİ SEÇKİN ERTÜRK GİRAY AYAZKÖYLÜ UMUT ŞAHİN OZAN CAN UZUN […]

YİĞİTHAN TOSUN YASEMİN ILĞINER EGE MERT ÖKTEM SABİHA NUR AŞURGAN ZEYNEP SUDE İŞLEYEN MUSTAFA MERT ESİ SEÇKİN ERTÜRK GİRAY AYAZKÖYLÜ UMUT ŞAHİN OZAN CAN UZUN […]

“Dünyanın bütün işçileri, birleşin!” çağrısı, bugün tarihsel bir genişlemeyi zorunlu kılıyor:Dünyanın tüm işçileri ve işsizleri, birleşin! Bugün bu çağrı, yalnızca teorik bir hatırlatma değil; somut […]

Uluslararası Katılımlı Yangın Sempozyumu ve Sergisi, 17–18 Eylül 2026 tarihlerinde MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirilecektir. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ile TMMOB’a […]

Kaizen kelimesini duymayanımız kaldı mı? Japonca kelime anlamı “iyileştirme”. Aslında kelimenin Çince kökenlerinde de, Japoncasında da “sürekli” veya “felsefe” kelimesi yer almıyor. Ancak Japonlar yabancı […]
4–5 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen MMO Merkez Genel Kurulu, örgütümüz açısından yeni bir çalışma döneminin başlangıcı oldu. Genel kurul sonucunda, küçük değişikliklerle birlikte büyük ölçüde önceki dönemin yönetim anlayışını sürdüren bir tablo ortaya çıktı. Bu durum, bir yandan kurumsal hafızanın devamlılığı açısından önemli görülürken, diğer yandan örgütün geleceğe nasıl hazırlanacağı sorusunu da yeniden gündeme getirmektedir. Uzun yıllardır benzer kadroların ve benzer çalışma anlayışlarının belirleyici olması, deneyim ve süreklilik bakımından değer taşır. Ancak değişen dünya, dönüşen mühendislik alanları, dijitalleşme, yapay zekâ, iklim krizi, genç mühendislerin beklentileri ve toplumsal ihtiyaçlar karşısında salt süreklilik yeterli değildir. Bugün meslek örgütlerinin daha güçlü, daha üretken, daha kapsayıcı ve daha görünür bir vizyon ortaya koyması gerekmektedir. Özellikle ülke politikalarında söz kurabilen, kamusal yararı savunan, bilimsel ve teknik birikimini toplumsal ihtiyaçlarla buluşturabilen bir örgütsel etkinlik hayati önem taşımaktadır. Bu etkinliğin önünde kuşkusuz çeşitli yapısal, siyasal ve kurumsal engeller bulunmaktadır. Ancak bu engelleri aşmanın yolu da umutsuzluğa çekilmek değil; mühendislik aklının, örgütlü deneyimin ve ortak emeğin üreteceği yaratıcı çözüm ve projeleri çoğaltmaktır. Bu doğrultuda yapılacak değerlendirmeler, kişileri ya da niyetleri hedef alan bir yaklaşım olarak görülmemelidir. Örgütümüzün birikimine, emeğine ve bugüne kadar ortaya konulan çabalara saygı duyarak söylemek gerekir ki; iyi niyetli çalışmaların çağın ihtiyaçlarına daha güçlü yanıt verebilmesi, ancak daha açık, katılımcı, yenilikçi ve kapsayıcı bir çalışma programıyla mümkün olacaktır.
Bu nedenle yeni dönemde, genel kurulda delegeler tarafından dile getirilen önerilerin, eleştirilerin ve beklentilerin dikkatle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Genel kurullar sadece seçim süreçleri değildir; örgütün kendi üzerine düşündüğü, eksiklerini gördüğü ve geleceğe dair ortak akıl ürettiği zeminlerdir. Bu zeminde dile getirilen görüşlerin yeni dönem çalışma programına somut biçimde yansıması, örgütsel demokrasiyi ve aidiyet duygusunu güçlendirecektir. Merkez yönetimin şubeler, il ve ilçe temsilcilikleriyle ilişkisi de bu anlayışla yeniden canlandırılmalıdır. Merkezden beklenen, idari koordinasyonu sağlamanın ötesinde şubeleri destekleyen, yerel çalışmaları güçlendiren, ortak projeler geliştiren ve örgütün bütün birimlerini üretime teşvik eden bir çalışma anlayışı ortaya koymaktır.
Yeni dönem çalışma programı, mühendislik mesleğinin bugünkü dönüşümünü merkeze alan daha güçlü bir planlama anlayışıyla oluşturulmalıdır. Yapay zekâ, dijitalleşme, otomasyon, veri güvenliği, enerji dönüşümü, iklim krizi, kamusal denetim ve yeni teknolojilerin toplumsal etkileri Oda’nın çalışma başlıkları içinde daha görünür hale gelmelidir. MMO, bu gelişmeleri izleyen değil, mühendislik birikimiyle değerlendiren, kamuoyunu bilgilendiren ve politika önerileri geliştiren bir meslek örgütü konumunu güçlendirmeli ve öncü olmalıdır.
Bunun yanında üyelerin proje ve etkinliklere katılımını artıracak kapsayıcı politikalar da yeni dönemin temel gündemlerinden biri olmalıdır. Genç mühendislerin, kadın mühendislerin, emekli üyelerin, farklı çalışma alanlarında bulunan üyelerin ve il-ilçe temsilciliklerinde görev alan gönüllülerin Oda çalışmalarına daha etkin biçimde katılabilmesi için yeni yöntemler geliştirilmelidir. Katılım yalnızca toplantılara çağrı yapmakla sınırlı kalmamalı; üyelerin fikir üretebildiği, sorumluluk alabildiği, deneyimlerini paylaşabildiği ve kendini örgütün parçası olarak hissedebildiği canlı bir çalışma kültürü kurulmalıdır. Şubeler arası deneyim paylaşımı, ortak proje üretimi, dijital platformların daha etkin kullanımı, çevrim içi eğitimler, mesleki gelişim programları, mentorluk ve tersine mentorluk çalışmaları ile toplumsal sorunlara mühendislik perspektifiyle yaklaşan raporlar bu sürecin önemli araçları olabilir. Böyle bir yaklaşım, Oda’nın hem mesleki prestijini hem de toplumsal öncü konumunu güçlendirecektir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, geçmiş birikimi korurken onunla yetinmeyen bir yenilenme iradesidir. MMO’nun köklü tarihine yakışan da budur: salt mevcut yapıyı sürdürmek değil, mesleğin ve toplumun geleceğine dair söz kurabilen, yol gösterebilen, ön açabilen bir örgüt olmak. Yeni dönemde merkez yönetimin, genel kurulda ortaya çıkan eleştiri ve önerileri dikkate alarak daha katılımcı, üretken, kapsayıcı ve çağın ihtiyaçlarına yanıt veren bir çalışma programı oluşturacağına inanıyor; seçilen yönetime yapacağı çalışmalarda başarılar diliyoruz.
23 Nisan, halk iradesinin tarih sahnesine çıktığı, ulusal egemenliğin bir ilke olmaktan çıkıp Cumhuriyetin kurucu iradesine dönüştüğü tarihsel bir dönemeçtir. Bu günün anlamı bağımsızlık mücadelesinin işgale karşı verilen bir direnişten ibaret değildir; aynı zamanda halkın kendi geleceğini kendi iradesiyle kurma kararlılığını da temsil eder. Bu nedenle 23 Nisan, geçmişin büyük mücadelesini hatırlatırken, Cumhuriyetin laik, demokratik ve çağdaş değerlerini koruma sorumluluğunu da bugüne taşır. Bu bayramın çocuklara armağan edilmiş olması ise çok derin bir anlam taşır. Özellikle ilkokul çocuklarının Atatürk’e duyduğu sevgi, Cumhuriyet coşkusu ve bayram alanlarına taşıdığı içten heyecan, bu ülkenin geleceğine dair en güçlü umut kaynaklarından biridir. O saf ve güçlü sahiplenme, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü, çağdaş, demokratik ve laik yönünü koruyacak toplumsal belleğin daha çocuk yaşta nasıl filizlendiğini gösterir. Çocukların ellerinde bayraklarla, Atatürk sevgisiyle ve Cumhuriyet bilinciyle büyümesi, törensel bir görüntünün ötesinde anlam taşır. Bu coşku, aynı zamanda özgür, eşit, bağımsız ve aydınlık bir ülke idealinin kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır. 23 Nisan’ı anlamlı kılan da tam olarak budur: Egemenliğin salt bugünün değil, geleceğin de meselesi olduğunu bize hatırlatması.
Bugün ulusal egemenliği savunmak; hukukun üstünlüğünü, laikliği, bilimi, kamusal yararı, çocukların özgür ve güvenli geleceğini savunmakla mümkündür. Cumhuriyetin değerleri, ancak çocukların düşünebildiği, sorgulayabildiği, kendini özgürce ifade edebildiği ve eşit yurttaşlar olarak büyüyebildiği bir ülkede gerçek anlamını bulur.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu bilinçle kutluyor; Atatürk sevgisiyle, Cumhuriyet coşkusuyla büyüyen çocuklarımızın bu ülkenin aydınlık geleceğinin en güçlü teminatı olduğuna inanıyoruz.
MMO İzmir Şube 33. Dönem Yönetim Kurulu
