
428. Bülten’den
Isaiah Berlin’in İki Özgürlük Kavramı[1] metni, özgürlüğü tek bir ilke olmanın ötesine taşıyarak iki farklı sorunun yanıtı şeklinde kurar; negatif ve pozitif özgürlük. Berlin, salt […]

Isaiah Berlin’in İki Özgürlük Kavramı[1] metni, özgürlüğü tek bir ilke olmanın ötesine taşıyarak iki farklı sorunun yanıtı şeklinde kurar; negatif ve pozitif özgürlük. Berlin, salt […]

Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında Ocak 2026 yılında imzalanan serbest ticaret anlaşması 2007 yılında başlayan görüşmelere dayanmakta. 2013 yılında verilen aradan sonra 2022’de tekrar […]

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve belediyenin iştiraki olan İZSU tarafından; İzmir’e içme suyu ve atık su hizmetlerini, ekonomik, etkin, verimli, kaliteli, adil erişim imkanı ile sürdürülebilir […]

Gerçeği bükmez; Görünür Kılar Barış Üzerine Feminist Notlar – I Barış çoğu zaman savaşın yokluğu olarak tanımlanır. Silahların sustuğu, çatışmanın durduğu bir an. Oysa bu […]
Son yıllarda hızla büyüyen dijital platform ekonomisi, kent içi lojistik faaliyetlerini köklü biçimde dönüştürmüştür. Özellikle hızlı teslimat üzerine kurulu dijital platformlar, teknolojik altyapı ile kent yaşamını yeniden şekillendirirken; bu dönüşümün sahadaki emek, güvenlik ve düzenleme boyutları giderek daha fazla tartışılır hale gelmektedir.

Bu tartışmanın güncel örneklerinden biri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın kurye faaliyetlerinde teslimat süresi taahhüdünü açık biçimde yasaklamasına rağmen, bazı platformların hala reklamlarında “10 dakikada teslimat” gibi ifadeler kullanmaya devam etmesidir.
Bu durum yalnızca bir reklam stratejisi olarak değerlendirilemez. Aksine, sahada çalışan kuryeler üzerinde oluşan hız baskısını artıran ve kamu otoritesinin koyduğu düzenlemelerle çelişen bir uygulamadır.
Türkiye’de kurye faaliyetleri son yıllarda daha kapsamlı bir düzenleyici çerçeve içine alınmıştır. Ancak uygulamada dikkat çeken önemli bir husus, bu düzenlemelerin önemli bir bölümünün mali ve idari yükünün doğrudan kuryeler tarafından karşılanıyor olmasıdır.
Bugün birçok kurye;
gibi yükümlülükleri kendi ekonomik imkanlarıyla yerine getirmektedir.
Platform ekonomisinin işleyişi incelendiğinde, bu faaliyetlerin önemli bölümünde çalışanların “esnaf kurye” statüsünde faaliyet gösterdiği görülmektedir. Bu modelde kurye; motosiklet, bakım, sigorta, yakıt, muhasebe ve sosyal güvenlik gibi giderleri kendi karşılamakta; yalnızca teslim ettiği paket sayısı üzerinden gelir elde etmektedir.
Bu yapı, iş organizasyonu ile ekonomik sorumluluk arasındaki dengenin tartışılmasını gerekli kılmaktadır.
Yönetmelik ve hız baskısı
31 Mayıs 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği değişikliği, kurye faaliyetlerinde teslimat süresi taahhüdünü açık biçimde yasaklamıştır.

Düzenlemede yer alan hüküm şu şekildedir:
“Kurye faaliyetlerinde; teslimi mümkün olmayan adreslere gönderi kabul edilemez ve herhangi bir taşıma süresi taahhüdünde bulunulamaz.”
Bu düzenlemenin temel amacı, kurye faaliyetlerinde oluşan hız baskısını azaltmak ve trafik güvenliğini artırmaktır.
Kent içi trafik verileri incelendiğinde, motosiklet kazalarının önemli bir bölümünün zaman baskısı ve hız davranışı ile ilişkili olduğu görülmektedir. Bu nedenle teslimat sürelerinin pazarlama unsuru haline getirilmesi, yalnızca ticari rekabet meselesi değil; aynı zamanda iş güvenliği ve kent içi trafik güvenliği sorunudur.
Algoritmalar üzerinden emek sömürüsü
Dijital platformlar çoğu zaman kendilerini “teknoloji aracısı” olarak tanımlasa da sahadaki çalışma ilişkileri incelendiğinde, teslimat süreçlerinin algoritmalar aracılığıyla yönetildiği görülmektedir.
Sipariş atama sistemleri, performans puanları, teslimat süreleri ve müşteri değerlendirmeleri; kuryelerin çalışma temposunu belirleyen önemli parametreler haline gelmiştir.
Bu durum literatürde “algoritmik yönetim” olarak tanımlanmakta ve emek süreçleri üzerinde yeni tür bir denetim mekanizması yaratmaktadır.
Teslimat süresinin reklam diliyle teşvik edilmesi, algoritmik performans baskısı ile birleştiğinde sahadaki kuryeler açısından ciddi bir riskler doğurmaktadır.
İş güvenliği ve toplumsal maliyet
Kurye faaliyetlerinde yaşanan kazalar, yalnızca bireysel bir sorun değil; aynı zamanda toplumsal maliyet üreten bir iş güvenliği problemidir.
Son yıllarda kurye kazalarında yaşanan artış, platform ekonomisinin hız odaklı iş modelinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Trafik güvenliği, çalışma koşulları ve iş sağlığı boyutları birlikte ele alınmadığı sürece bu sorunun çözülmesi mümkün değildir.
Mühendislik disiplinleri açısından bakıldığında, kent içi lojistik sistemleri yalnızca bir yazılım problemi değil; insan, teknoloji ve güvenlik ilişkisini içeren karmaşık bir sosyo-teknik sistemdir.
Düzenleme ve denetim ihtiyacı
Mevzuatın amacı yalnızca kurallar koymak değil, aynı zamanda bu kuralların etkin biçimde uygulanmasını sağlamaktır. Kurye faaliyetlerinde hız vaadinin yasaklanmış olması, bu düzenlemenin denetim mekanizmalarıyla desteklenmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu bağlamda;
gibi başlıklar, kamu politikası açısından önemli gündem maddeleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Mühendislik etiği ve toplumsal sorumluluk
Teknolojik sistemler toplumdan bağımsız değildir. Yazılım altyapıları, lojistik algoritmaları ve dijital platformlar tasarlanırken insan hayatını ve emek güvenliğini önceleyen bir yaklaşım benimsenmelidir.
Mühendislik etiği, yalnızca teknik verimliliği değil; aynı zamanda toplumsal faydayı ve insan yaşamının korunmasını esas alır.
Kent içi lojistik sistemleri tasarlanırken hız, verimlilik ve rekabet kadar;
Kurye emeğinin güvenli, adil ve sürdürülebilir koşullarda yürütülmesi; yalnızca çalışanların değil, toplumun tamamının ortak sorumluluğudur.
1- https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/05/20240531-15.htm
