
Vefat ve Başsağlığı 426
Odamızın 40636 nolu üyesi Kıvanç Türkol ve 67846 nolu üyesi Şener Zorlu‘yu kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Ailesine, dostlarına ve üyelerimize başsağlığı diliyoruz. MMO İzmir Şube Yönetim […]

Odamızın 40636 nolu üyesi Kıvanç Türkol ve 67846 nolu üyesi Şener Zorlu‘yu kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Ailesine, dostlarına ve üyelerimize başsağlığı diliyoruz. MMO İzmir Şube Yönetim […]

Obur Zihin: Kim Kimi Yiyor? İlk kez 2024’te Sanat Dünyamız dergisinin 50. yılına özel olarak hayata geçirilen Sanat Dünyamız Film Günleri, üçüncü edisyonunda güncel sanat […]

Bölüm 2 4. Elektriksel Arızalar 4.1. Elektrik Sistemleri ve Bileşenleri Modern loder ve ekskavatörler, karmaşık elektrik sistemleri ile donatılmıştır. Bu sistemler, makinenin kontrolü, aydınlatma ve […]

Gerçeği bükmez; Görünür Kılar Feminist teori, kadın deneyimini uzun süre beden, emek ve mekân eksenlerinde tartıştı; ancak bu deneyimin zamansal boyutu, görece sınırlı biçimde ele […]
Pandemi döneminden sonra en çok işçi ölümü 2025 yılında gerçekleşti. Bu duruma yıllardır ifade ettiğimiz Türkiye’deki ‘olağanlaştırılmış bir iş cinayetleri rejimi’nin sonucu olarak bakmak lazım. Zira çalışma koşulları ağırlaşıyor, işçiler daha fazla sömürülüyor ve bu durum iş cinayetlerine yol açıyor. Tek bir failden, tek bir cinayet mahallinden, tek bir nedenden söz edemeyeceğimiz için; arka planında devlet aygıtının, idari ve yargısal mekanizmaların, üretim ilişkilerinin ve sermaye birikim modelinin bulunduğu bir durum bu.

Kamu veya özel sektör, güvenceli veya atipik istihdam, çocuk veya yaşlı, yerli veya göçmen, kır veya kent fark etmeksizin iş cinayetleri rejimi ölçeği mekan ve zaman boyutunda hızla yoğunlaşıyor. İş cinayetleri an itibarıyla sadece işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG) önlemleriyle durdurulabilecek aşamayı geride bıraktı. İş cinayetleri çok katmanlı ve çok boyutlu bir olgu olup, temelde bir sonuçtur.
Ana hatlarıyla iş cinayeti rejiminin kolonları; neoliberal politikalar, uluslararası iş bölümünde Türkiye’nin ucuz emek rezervi rolü, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve özel endüstri bölgeleri ile Anadolu’nun ‘küresel fabrikaya’ dönüşmesi, kamunun varlıklarına el koyarak devam eden ilkel birikim, grevlerin ve işçi direnişlerinin engellenmesidir.
Tam da bu noktada İSİG Meclisi olarak mücadelemiz sadece işçi ölümleri kayıtlarını tutmak değil, iş cinayetlerinin emek hareketinin bir mücadele başlığı haline getirilmesidir. Bu noktada faaliyete geçtiğimiz 2011 yılından bugüne belli mücadele başlıklarımız oldu:
1- Dört-beş yıllık ilk dönemde Türkiye’de işçilerin öldüğünün duyurulması, bunun dilinin oluşturulması (iş cinayeti kavramı), belli mücadele araçlarının süreklileştirilmesi (iş cinayeti raporları, etkinlikler, eylemler, davalar vb.) için çaba sarf ettik. Ulusal düzeyde emek hareketinin dilinin oluşturulmasına katkıda bulunduk.
2- 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) ve kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) ülkenin yönetildiği, grev yasaklarının ve kara listelerle işten çıkarmaların olağanlaştırıldığı 2016-2018 yıllarında iş cinayetleri bir sıçrama gösterdi. Bu dönemde emeğin en örgütlü olduğu sanayi kesimi ya sendikasızlaştırıldı ya da sendikalar etkisizleştirildi. Bizler de bu duruma dikkat çekerek yeni dönemin emek hareketinin nüvelerinin oluşturulması için çaba gösterdik.
3- Pandemide izolasyon politikası uygulanırken, ‘Çarklar dönsün’ anlayışıyla işçilerin zorla çalıştırıldığı, viral sömürünün arttığı 2020-2022 yıllarında iş cinayetleri yine bir sıçrama gösterdi. Zira bu dönemde bazı yerlerde yasal çalışma saatleri valilik genelgeleri ile doğrudan patronların inisiyatifine bırakıldı. Kod 29 ile işten çıkarmalar yaygınlaştırıldı. Salgın koşulları bahane edilerek bazı fabrikalarda işçiler üzerinde çipli ve optik-teknik denetim uygulamalarına başlandı. Bizler de salgın yönetimine karşı evde değil sokağa çıkarak mücadele bayrağı yükseltenlerin arasında yer aldık.
4- Pandemi sonrası dönem ise işçileşmenin yoğunlaştırılması amacıyla servet transferi gibi yöntemlerle yoksulluğun ve mülksüzleşmenin arttığı bir dönem oldu. Yoksullaştırma politikalarına karşı mücadele ederken bunun işçi sınıfı içindeki en savunmasız grupları derinden etkileyeceği tespitiyle çocuk, yaşlı, kadın ve göçmen iş cinayetlerinin artacağını belirttik. Bu grupların içinden de en savunmasız ve örgütsüz olanın sorunlarını ‘Çocuk İşçiliği İle Mücadeleye’ başlığı ile öne çıkardık…
https://isigmeclisi.org/21536-is-cinayetlerine-ve-cocuk-isciligine-karsi-mucadeleye-2025-yilind
