
Açlık ve Yoksulluk Sınırı Temmuz 2026 Dönem Raporu
TÜİK zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık […]

TÜİK zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık […]

Ordu’nun Korgan ilçesine bağlı Turnalık Yaylası’nda yürütülmek istenen maden arama sondaj çalışmalarına karşı çıkan yurttaşlara jandarma müdahale etti. Müdahale sırasında, aralarında kadınlar ve yaşlıların da […]

Yüzde 71’ini ulusal basından; yüzde 29’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz […]

Bu ay 31 kadın cinayeti işlendi, 31 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen 31 kadından 2’si ekonomik bahanelerle, 4’ü hayatına dair karar aldığı için […]
Şüpheli kadın ölümleri 2025’te arttı; hatta kadın cinayetlerini geçti. Bu ölümlerin önemli bir bölümünde etkin ve bağımsız soruşturmalar yürütülmedi. Kadınların ölümleri “intihar” ya da “kaza” denilerek hızla kapatılmaya çalışıldı; delillerin toplanması, çelişkilerin giderilmesi ve sorumluların tespiti yönündeki yükümlülükler çoğu dosyada gereği gibi yerine getirilmedi.

Siyasi iktidar, “Dönemimizde faili meçhul ölümler olmadı” dedi. Oysa bu yıl 297 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Son beş yılda ise en az 1267 şüpheli kadın ölümü kayda geçti ve bunların çoğu hâlâ aydınlatılmadı. Verilerimizde, yıllarca “şüpheli” kalıp sonradan kadın cinayeti olduğu ortaya çıkan dosyalar gördükçe, her şüpheli ölümün etkin biçimde araştırılmasının hayati önemini bir kez daha gördük. Bu sene, geçmiş yıllarda gerçekleşen sadece 12 şüpheli ölüm aydınlatıldı. Şüpheli ölümleri araştırmakla yükümlü olanlar ise bu ölümleri soruşturmak yerine başka gündemlere enerji harcadı; Saraçhane’de gençleri tutuklamakla meşgul oldu, demokrasi ve laiklik için ses çıkaranların peşine düştü. Oysa aynı kamusal güç, şüpheli ölümlerin üstünü örtmek yerine gerçeği açığa çıkarmak için kullanılabilirdi; koruma kararları kâğıt üzerinde bırakılmak yerine uygulanabilirdi.
2025’te en az 23 kadın, koruma kararına rağmen öldürüldü. Koruma kararını uygulamakla yükümlü olanlar hakkında ise etkili bir sorumluluk işletilmedi. Dahası, bu yıl 17 kadın kolluk görevlileri tarafından öldürüldü; kadınların yaşam hakkını koruması gerekenlerin bir kısmı bizzat cinayetin faili hâline geldi.
Yeni infaz düzenlemesiyle cezaevlerinden çok sayıda hükümlü salındı. Salınanlardan biri, tahliye olduktan kısa süre sonra Rojda Yakışıklı’yı öldürdü. Bu tablo, cezasızlığı ve kuralsızlığı besleyen bir anlayışın sonucu olarak ortaya çıktı. Verilerimize göre bu yıl 39 failin daha önce adli sicil kaydı vardı; buna rağmen failler salınmaya devam etti ve şiddet yeniden üretildi.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi, 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın ölümüne ilişkin soruşturmanın “özensiz yürütüldüğü” sonucuna vardı. Rabia Naz’ın ölümü hâlâ şüpheli kaldı; tıpkı Rabia Naz gibi, birçok kadının ve çocuğun ölümü de özensiz soruşturmalar nedeniyle şüpheli bırakıldı. Etkin soruşturma yürütülmediğinde gerçek ortaya çıkmadı; adalet yerini bulmadı.
Biz, her şüpheli ölümün etkin biçimde soruşturulmasını; koruma kararlarının eksiksiz uygulanmasını; görev ve yetki sahibi tüm kamu görevlileri için gerçek bir sorumluluk mekanizmasının işletilmesini talep ettik. Şüpheli kadın ölümlerinin “kaza” ya da “intihar” denilerek kapatılmasına, faillerin adli boşluklarla ve infaz düzenlemeleriyle yeniden şiddete alan açmasına karşı itirazımızı sürdürdük.
Bu yıl iktidar, halkın seçilmişlerine yönelik saldırıların ve siyasal baskının arttığı bir tabloyu büyüttü. Demokrasi alanını daralttı, özgürlükleri baskıladı; hakkını arayanları ise tutukladı. Saraçhane’de olduğu gibi, hakları ve özgürlükleri için ses çıkaran birçok genç gözaltına alındı ve tutuklandı. Bir yandan gençleri tutuklayan iktidar, öte yandan infaz düzenlemesiyle çok sayıda faili serbest bıraktı. Toplumsal muhalefete karşı sertleşen bu yaklaşım, şiddet faillerine açılan kapılarla birlikte cezasızlığı daha da derinleştirdi.
