
424. Bülten’den
Toplumsal Geçiş Yönetimi: Şiddetsiz Bir Geleceğe Doğru Toplumların kendilerini yenileyebilmesi, önce en derin yaralarıyla yüzleşebilmesine bağlıdır. Bugün hâlâ milyonlarca kadının hayatını etkileyen şiddet gerçeği, bu […]

Toplumsal Geçiş Yönetimi: Şiddetsiz Bir Geleceğe Doğru Toplumların kendilerini yenileyebilmesi, önce en derin yaralarıyla yüzleşebilmesine bağlıdır. Bugün hâlâ milyonlarca kadının hayatını etkileyen şiddet gerçeği, bu […]

1949 devriminden sonra dünyanın en hızlı sanayileşen ülkelerinden biri hâline gelen Çin, 1980’lerden itibaren sosyalist kalkınma modelinden tedricen devlet kapitalizmine geçerek dünya ekonomisine entegre olmuş […]

Sanayileşmenin önemli bileşenlerinden biri, nitelikli işgücünün ülke boyutunda kullanıma sokulmasıyla oluşan nitelikli emektir. Eğitim sisteminin ve eğitim ortamının bir ürünü olan nitelikli işgücünü kullanarak ülke […]

Günümüz dünyasında demokratik bir toplumun inşası, yalnızca siyasal süreçlere değil, aynı zamanda bilgiyi üreten, teknolojiyi yöneten ve kamusal yararı önceleyen meslek örgütlerine de dayanıyor. Bu […]
Tasarım, çoğu zaman biçim ve işlevin kusursuz uyumuyla tanımlanır; oysa asıl mesele, kimin deneyiminin normkabul edilereko biçim ve işlevin belirlendiğidir. Nötr sanılan birçok çizimin arkasında, aslında belirli bir bakış açısının sessiz öncelikleri yatar. Bir ürün, mekân ya da sistem, belirli bir bedeni, sesi, yüksekliği ya da alışkanlığı merkeze alıyorsa, diğerlerini görünmez kılar. Bu yüzden her tasarım, farkında olmasa da bir iktidar anlatısıdır: kimin rahat edeceğine, kimin zorlanacağına, kimin görünür kalacağına karar verir.
Hiç fark ettiniz mi, kentlerin çoğu erkek bedeninin ölçüsüne göre çizilmiş gibidir? Sokak lambalarının yüksekliğinden kaldırım genişliğine, yüksek topuklu ayakkabılarla yürümeyi imkânsız kılan kaldırım taşlarından konuşma kürsülerinin boyuna ve toplu taşıma tutamaklarına kadar her ayrıntı, tek bir bedenin ölçülerine ve önceliklerine göre tasarlanmıştır. Eşit denilen pek çok şey aslında adil değildir; tıpkı kadın ve erkek tuvaletlerine aynı metrekare ayrılırken kadınların daha uzun beklemesinin doğal sayılması gibi. Çünkü eşit alan, farklı ihtiyaçları görmezden gelir.
Kentteki parklar, kaldırımlar ve yürüyüş yolları çoğu zaman yeterince aydınlatılmaz; ışığın ulaşmadığı her köşe, kadınlar için görünmez bir sınır çizgisine dönüşür. Karanlık, sadece mekânın değil, güvenliğin de çekildiği bir alandır; salt fiziksel değil, politik bir karanlıktır. Işığın eksikliği, kimin kamusal alanda güvenle var olabileceğini belirleyen sessiz bir sistemdir. Oysa tasarım dediğimiz şey salt biçim ve işlevle değil, kimin deneyiminin görünür kılındığıyla ilgilidir. Gerçek eşitlik, ışığın da adil dağılmasıyla başlar; çünkü iyi tasarım sadece işleyen değil, tüm beden yapıları için erişilebilir, ergonomik ve kapsayıcı olandır; ışığı da adaleti de paylaşabilen tasarım herkesin adımına, sesine, bedenine yer açar.
[1] Görsel Chatgpt
