
424. Bülten’den
Toplumsal Geçiş Yönetimi: Şiddetsiz Bir Geleceğe Doğru Toplumların kendilerini yenileyebilmesi, önce en derin yaralarıyla yüzleşebilmesine bağlıdır. Bugün hâlâ milyonlarca kadının hayatını etkileyen şiddet gerçeği, bu […]

Toplumsal Geçiş Yönetimi: Şiddetsiz Bir Geleceğe Doğru Toplumların kendilerini yenileyebilmesi, önce en derin yaralarıyla yüzleşebilmesine bağlıdır. Bugün hâlâ milyonlarca kadının hayatını etkileyen şiddet gerçeği, bu […]

1949 devriminden sonra dünyanın en hızlı sanayileşen ülkelerinden biri hâline gelen Çin, 1980’lerden itibaren sosyalist kalkınma modelinden tedricen devlet kapitalizmine geçerek dünya ekonomisine entegre olmuş […]

Günümüz dünyasında demokratik bir toplumun inşası, yalnızca siyasal süreçlere değil, aynı zamanda bilgiyi üreten, teknolojiyi yöneten ve kamusal yararı önceleyen meslek örgütlerine de dayanıyor. Bu […]

Her bilgi, bir bakış açısından üretilir. Görüş alanını belirleyen de o bakışın nerede durduğudur. Donna Harraway Tasarım, çoğu zaman biçim ve işlevin kusursuz uyumuyla tanımlanır; […]
Sanayileşmenin önemli bileşenlerinden biri, nitelikli işgücünün ülke boyutunda kullanıma sokulmasıyla oluşan nitelikli emektir. Eğitim sisteminin ve eğitim ortamının bir ürünü olan nitelikli işgücünü kullanarak ülke ölçeğinde nitelikli emeğin üretilmesi içinse, içlerinde üniversitelerin, araştırma kurumlarının ve sanayideki ArGe birimlerinin yer aldığı araştırma-geliştirme ortamının oluşması gereklidir. Bu çalışmada, seçilen çeşitli ülkelerdeki bilimsel ve teknolojik araştırma ortamları incelenmiş ve karşılaştırmalı olarak analiz edilmeye çalışılmıştır.
Başlarken, ArGe çalışmalarının sanayi üretimine evrilmesi sürecine göz atılması uygun olacaktır.

1. Çalışma Kapsamının Belirlenmesinde Dikkate Alınan Ölçütler
1.1. Sanayi Üretimi Verileri
Öne çıkan 6 sanayileşmiş ülkenin ve Türkiye’nin sanayi üretimleri son 25 yılda aşağıdaki gibi değişmiştir. ([World Bank (2024a)]. Veriler imalat sanayisinin yanısıra inşaat sanayisi üretimini de kapsamaktadır.

1.2. Uluslarası Patentlerin Sayısı ve Kalitesi
Buluş patentleme konusunda önde gelen bazı ülkelerinin ve Türkiye’nin son 20 yıl içinde aldıkları patent sayılarının yıllar içindeki değişimi aşağıda gösterilmiştir [WIPO (2025)].

Alınan patentlerin kalitesinin karşılaştırılmasıysa aşağıdaki gibidir (Grafik, yazarın talebi üzerine Chat GPT tarafından OECD 2024, WIPO World IP 2023 Göstergeleri ve USPTO/EP analizlerini kullanılarak oluşturulmuştur).

1.3. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makalelerin sayısı ve kalitesi
Önde gelen 6 ülkedeki bilimsel ve teknolojik makale sayılarının değişim grafiği aşağıdaki gibidir [NSB [2024].

Aynı 6 ülkenin son 25 yıl içindeki araştırma makalelerinin, en fazla atıf alan %1’lik küme içindeki payları da aşağıda verilmiştir [GOV.UK (2025)].

1.4. ArGe çalışmalarının içindeki temel bilimsel araştırma oranı
ArGe performansı açısından ArGe bütçelerinden temel araştırmaya ayrılan pay çok önemli bir göstergedir. Aynı 6 ülkenin bu konudaki verileri aşağıda verilmiştir (Almanya ve Birleşik Krallık verilerine kısmen ulaşılabilmiş, Türkiye verilerine ulaşılamamıştır [OECD (2023)], [OECD (2025)].

1.5. ArGe Çalışmalarına Sağlanan Mali Kaynaklarla İlgili Veriler
Mali kaynak verileri değerlendirildiğinde birkaç hususun öne çıktığı görülüyor:
– Erken sanayileşen öncü ülkeler olarak ABD, Almanya, Birleşik Krallık ve Japonya’nın GYSH içindeki ArGe payları %3,0-3,5 dolayındayken Çin’de %2,5’a yaklaştığı, Güney Kore’deyse %5,3 olduğu görülüyor. Türkiye %1.4’lük payla bu grubun çok gerisindedir, [World Bank (2024b)].
– GSYH’den ArGe’ye ayrılan yüzde pay, o ülkede ArGe’ye verilen önceliğin, ArGe’ye ayrılan mutlak tutar ise faaliyetin mutlak boyutunun göstergesidir. 20 yıldaki hızlı büyümesine bağlı olarak, GSYH’si hızla artan Çin’in ArGe’ye ayırdığı %2,5’luk paya karşılık gelen mutlak değerin ABD’nin ayırdığı tutara yaklaştığı görülmektedir.
– Yanısıra, Çin’in ArGe atağına ABD’nin son 10 yılda benzer kuvvette bir karşı atakla yanıt verdiği de not edilmelidir. [OECD (2025)].
1.6. İncelenecek Ülkelerin Belirlenmesi
Yukarıda ele alınan dört kriter dikkate alındığında 19. yüzyıldan başlayarak sanayileşen Almanya’ya, 100 yıldır bilim ve teknoloji dünyasının öncüsü olan ABD’ye, 20. yüzyılın ikinci yarısında öne geçen Japonya’ya ve 21. yüzyılın sanayi devi Çin’e odaklanılması uygun bulunmuştur.
Çalışmada, seçilen ülkeler ilgili tarihsel süreçler, mevcut ArGe ortamının genel görünümü, başlıca kurumsal yapılar ve ArGe’yle ilgili plan ve programlar kısaca ele alınmıştır.
Not: Çin’in ArGe ve teknoloji ortamıyla ilgili konular 1 Kasım 2025 tarihinde İzmir’de yapılan Sanayi Kongresine Giderken toplantısında Doç.Dr. Burak Gürel tarafından ayrı bir sunumda ele alındığından çalışmanın Çin’le ilgili verilerine sunumda da bu makalede de yer verilmemiştir.
2. Almanya
2.1. Bilimsel ve teknolojik gelişim süreçlerinin tarihine kısa bir bakış
1760-1840 arasındaki seksen yılda geliştiği kabul edilen 1. Sanayi Devrimi sırasında sürece önderlik eden büyük Avrupa ülkeleri Fransa ve İngiltere oldu.
Almanya’nın etkinliğiyse, enerjisinin çoğunu tüketen uluslaşma sürecini 1870’lerde geride bırakmasından sonra, yaklaşık bir asırlık bir gecikmenin ardından yükselmeye başladı [Keck (1993)].
1870’lerde başlayan bilimsel-teknolojik etkinlik artışı, üniversite ve teknik yüksek okul seviyesindeki okullaşmayı 50 yılda hızla artırmış, ancak Almanya’nın girdiği ve kaybettiği iki dünya savaşı bu süreci son derece olumsuz etkilenmiştir [Keck (1993)] s: 139.

2.2. Mevcut ArGe ortamına genel bir bakış
Almanya, uzun yıllar içinde oluşan ArGe ortamına gayrı safi yurtiçi hasılasından düzenli bir biçimde yüksek pay ayırmaktadır. Bu pay 21. Yüzyılda %2,5-3,0 aralığına ulaşmış olup artışı sürmektedir. II. Dünya savaşı sonrasında, GSYH içinden ayrılan bu payların devlet ve özel sektör tarafından eşit oranlarda sağlandığı, 1990’dan sonra özel sektör payının bir miktar artarak %60-65 düzetine çıktığı görülüyor [CEIC (2023)], Keck (1993)] s: 139]. Özel sektörün ArGe çalışmalarını gerçekleştirilmedeki payı ise %65-70 gibidir.
ArGe çalışmalarının ArGe türüne göre dağılımı da şöyledir [OECD (2023)] ve [OECD (2025)]:

2.3. Bilim ve Teknoloji Ortamını Oluşturan Başlıca Kurumsal Yapılar
Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı (Bundesministerium für Bildung und Forschung, BMBF)
Almanya’nın eğitimle araştırmayı, birbirini besleyen etkinlikler olarak ele alıp kurumsal yapılarını buna göre oluşturan iki yüzyıllık geleneği günümüzdeki federal yapıda da sürmektedir. Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, BMBF, ülkedeki eğitim ve araştırma faaliyetlerinin koordinasyonunu ve gerçekleşmelerin izlenmesini etkin biçimde yürüten en üst yönetim unsurudur. Kamu fonlarının kullandırılmasında da çok etkili bir konuma sahiptir.
Alman Araştırma Fonu (Deutsche Forschungsgemeinschaft, DFG)
Almanya’da kamunun verdiği Arge desteğinin kurumlara ve projelere dağıtımının önemli bir bölümünü DFG yapmaktadır. 3,9 milyar Avro’luk bütçesinin %70’ini federal hükümet, %30’unu eyalet hükümetleri vermektedir [DFG (2023)].
Üniversite-Dışı Araştırma Kurumlarının Senato vb Yönetim Yapıları
Ülkede, bir biçimde kamu yönetimlerinin etki alanında olduğu bilinen Helmholtz Merkezleri, Max Plank Enstitüleri Birliği, Leibniz Topluluğu ve Fraunhofer Enstitüleri Birliği gibi kurumların, politika ve kaynaklarının belirlenmesinde, bu kurumların üst yönetim yapıları son derece etkili olmaktadırlar.
(ii) Eğitim ve Araştırma Kurumları:
Yüksek Öğretim Kurumları:
Almanya’da %60’ı devlet %40’i özel olmak üzere 420 adet yüksek öğretim kurumu bulunuyor. Ancak, devlete ait yüksek öğretim kurumları, çok daha büyüktürler.
Öğrencilerin %90’I, düşük harçlar dışında ücretsiz olan devlet kurumlarında okuyorlar. 420 kurumun 110’unu genel üniversiteler, 210’unu uygulamalı bilim üniversiteleri, diğerleriniyse konusunda özelleşmiş idari bilimler ve sanat kurumları oluşturuyor.
Genel olarak kalitesi çok yüksek bulunan Alman yüksek eğitim sistemi, öğrenme, uygulama ve araştırma arasında çok yakın bir bağ kurmasıyla ünlüdür.
Araştırma Kurumları:
Bu alandaki yapılanmasının geçmişi, geleneği, koşullara göre uyarlanabilme yeteneği, üretkenliği ve kapsayıcılığı açısından Almanya bir dünya lideri olarak kabul edilir.
ArGe yapılanmasının ana unsurları olan eğitim ve araştırma kurumları kaynak sağlayıcıları ve çalışma alanlarına göre aşağıdaki şemada gösterilmiştir [OECD (2022)].

2.4. Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeye Yön Veren Plan ve Programlar
Anılan dört büyük enstitü ağı olan Helmholtz, Max Planck, Leibniz ve Fraunhofer’in ayrıntılı olarak hazırlanmış olan orta-uzun vadeli planları ve yol haritaları mevcuttur.
Benzer planlar Almanya’daki ünüversiteler, akademiler ve özel sektör kurumlarınca da yapılmaktadır.
Ancak, bu stratejiler arasında uyum ve eşgüdümü sağlamakta en büyük rolü Eğitim ve Araştırma Bakanlığı (BMBF) oynamaktadır.
BMBF eğitim ve araştırmayla ilgili olarak Almanya’da benimsenecek ana stratejileri içeren duyuruları iki yılda bir yayımlamaktadır.
3. ABD
3.1. Bilimsel ve teknolojik gelişim süreçlerinin tarihine kısa bir bakış
ABD’nin 19. yüzyılın sonlarında hızlanan girişimcilik ve teknolojik atılımının ardından, II. Dünya Savaşı’yla elde ettiği küresel liderliğin paralelinde bilim ve teknolojide de öncü konumuna yükseldiği ve savaşın ardından ArGe’ye kaynak aktarımını hızla GYSH’sinin %2,5’u düzeyine çıkartıp 60 yıl boyunca bu durumu istikrarla sürdürdüğü görülmektedir.
Savaş sonrasından1970’li yıllara kadar, bu kaynağın özel sektör ve devletçe benzer düzeylerde sağlandığı görülüyor [Shapiro (2013)].
3.2. ArGe Ortamına Genel Bir Bakış
ABD’de ArGe çalışmalarına yüksek oranda maddi destek temini yüzyıla yakın süredir %2,5-3,0 gibi yüksek bir aralıkta seyretmişken son 10 yıl hızlı bir artışla %3,6’ya gelmiştir. Buradan, Çin’in bu konudaki başdöndürücü gelişim hızına, ABD’nin de aynı kuvvette bir karşı atakla yanıt verdiği anlaşılmaktadır [World Bank (2024)b].
ArGe’ye ayrılan tutarın içindeki özel sektör payı ise 1990 sonrasında hızla yükselmiş ve günümüzde %75’i aşmıştır [Shapiro (2013)].
Temel araştırmaya verilen desteğin büyük bölümünü devletlerin yapması genel bir eğilimdir. Bu genel eğilimden farklı olarak, ABD’de özel sektörün temel araştırmaya verdiği desteğin devletinkiyle eşit düzeye gelmiş olması dikkat çekicidir [Shapiro (2013)].
3.3. Bilim ve Teknoloji Ortamını Oluşturan Başlıca Kurumsal Yapılar
(i) Devletin Denetleme ve Kaynak Sağlama Birimleri
Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politika Ofisi (OSTP): ABD Başkanı, her yıl, OSTP’nin hazırladığı, devlet desteği alacak ArGe alanlarını belirten “ArGe Öncelikler Duyurusu” nu açıklar.
Ulusal Bilim Kurulu (NSB): Üyeleri ABD başkanı tarafından 6 yıllığına atanan Kurul bir OSTP’ye ve ABD Başkanı’na bilimsel ve teknolojik konularda danışmanlık yapar, bir yandan da Ulusal Bilim Vakfı’nıni faaliyetlerini izleyip denetler.
Ulusal Bilim Vakfı (NSF):
ABD’de tıp dışındaki alanlarda yapılan ArGe çalışmalarına sağlanan devlet desteğinin büyük bölümünü veren ve harcanmasını denetleyen kurumdur (Tıp çalışmalarıyla Ulusal Sağlık Enstitüsü, NIH, ilgilenir). NSF ArGe ortamının gelişmesine hizmet edecek araştırma merkezlerini, yer, okyanus ve uzay gözlem tesislerini, süperbilgisayarları da destekler veya kurar.
Ancak, federal devletin ArGe’ye verdiği mali desteğin, toplam ArGe desteğinin %20’sine düşmesi nedeniyle bu yapıların planlama gücü azalmaktadır.
(ii) Eğitim ve Araştırma Kurumları:
Yüksek Eğitim Kurumları: ABD’de 2021 yılında, 5916yüksek öğrenim kurumu olduğu, bunların 3931’inin lisans diploması verdiği bildiriliyor [Harris (2023)].
Bu kurumların üçte birini devlet üniversiteleri, üçte ikisiniyse özel üniversiteler oluşturuyor. Üniversitelerin eğitim kaliteleri açısından, Çin’in hızla arayı kapatıp ilk 1000’deki üniversite sayısını 214’e çıkarmasına karşın ABD’nin, 2023 yılında, 253 üniversiteyle halen birinci olduğu görülüyor.
Araştırma Kurumları:
Yukarıdaki verilerden hareketle bazı çıkarımlar yapmak mümkün görünüyor:
– ABD’de Özel sektör, ArGe’ye sağlanan kaynağın %70’ini karşılıyor, çalışmaların %74.5’i de özel sektörün ArGe tesislerinde yapılıyor.
– Özel sektörün ArGe’ye sağladığı desteğin de yaptığı ArGe çalışmalarının da %90 civarındaki bölümü geliştirmeye yöneliktir.
Sonuç olarak, özel sektör şirketlerinin verdiği mali desteğin, esasen, kendi çalışmalarını finanse etmeye yönelik olduğu, bir miktar da devlet desteği aldıkları anlaşılıyor.
– Bu da geliştirme türündeki ArGe çalışmalarının tümüne yakınının, bir merkezi yönlendirme olmaksızın şirketlerin ihtiyaçlarıyla belirlenen önceliklere göre yapıldığını gösteriyor.
– Temel bilim araştırmalarının üçte birini fonlayanın da gerçekleştirenin de özel sektör olması, bu sektördeki uzun vadeli bilince işaret etmesi açısından dikkat çekici bulunmaktadır.
3.4. ABD’de Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeye Yön Veren Plan ve Programlar
Federal hükümetin bilim-teknoloji araştırmalarına yön vermekle ilgili yaklaşımı şöyle özetlenebilir:
4. Japonya
4.1. Bilimsel ve teknolojik gelişim süreçlerinin tarihine kısa bir bakış
Japonya’da 1870’teki modernist Meiji imparatorluğu dönemiyle imalatçılık ölçeğinde başlayan sanayileşmenin yarattığı refah artışı hızla kendini göstermiş, yetmiş yıllık kesintisiz kalkınmayla elde edilen üstünlük üç milyon dolayında insanın öldüğü, gıda maddesi üretiminin yarıya, sanayi üretimininse onda bire düştüğü II. Dünya Savaşı’nda çok büyük bir yıkıma uğramış, fakat savaşı izleyen 1955-1973 arası dönemde “Japon Mucizesi” olarak da anılan olağanüstü bir yeniden inşa ve büyüme dönemi yaşanmıştır. Büyüme 1973 Dünya Petro Krizi’nin etkisiyle bir miktar hız kaybederek sürmüştürmiştir [Otsubo (2007)], [Odagiri & Goto (2023)], [Tetsuji (2025)].

Son 30 yılda ise iki büyük doğa felaketi büyümeyi durdurmuştur: (a) 1995 yılındaki “Kobe Depremi”, (b) 2011’de yaşanan 9,1 şiddetindeki müthiş “Tohoku Depremi» ve onu izleyen dev tsunamiyle nükleer santral erimesinden oluşan “Üçlü Felaket” [Statista (2023)].

4.2. Mevcut ArGe Ortamına Genel Bir Bakış
ArGe çalışmalarını, mali destek veren sektörlere göre gruplandığında, desteğin %75-80’lik bölümünün özel sektör, %20 civarındaki bir bölümününse devlet ve üniversite fonlarından sağlandığı görülüyor [OECD (2023)].
Doğal felaketlere rağmen 21. Yüzyılda GYSH’nin %3-3,5 dolayında bir kısmı ArGe’ye harcanmakta , bunun da %13-14’ü temel araştırmaya ayrılmaktadır [OECD (2025)].
4.3. Bilim ve Teknoloji Ortamını Oluşturan Başlıca Kurumsal Yapılar
(i) Devletin Denetleme ve Kaynak Sağlama Birimleri:
Bilim ve Teknoloji ve Yenilikçilik (İnovasyon) Konseyi (BTI): Toplulukta Japonya başbakanı ve aralarında bilim ve teknolojiden sorumlu devlet bakanının da bulunduğu bazı bakanlarla uzmanlar yer alır. Konsey, bilim, teknoloji ve inovasyon stratejileriyle araştırma alanındaki personel ve mali kaynak ihtiyaçlarının tartışıldığı üst platformdur. Kamu fonlarını da bu konsey yönetir [DWIH (2023)].
Japon Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (Ministry of Education, Culture, Sports, Science, and Technology, MEXT: Yaptığı 5 yıllık planlarda öncelik verilen faaliyet alanlarını, öne çıkan projeleri ve kritik eylemleri yer alır. MEXT, aşağıda belirtilen JSPS ve JST gibi kurumlar aracılığıyla da temel araştırma projelerine mali destek sağlamaktadır [DWIH (2023)].
Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı (Ministry of Economy, Trade, and Industry, METI): 2001 yılında, Uluslarası Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, MITI’nin yerine kurulan bakanlık ağırlıklı olarak uygulamalı bilimsel araştırma projelerinin seçimi, finansmanı ve eşgüdümü konusunda aktif rol oynar.
Japon Bilim Teşvik Topluluğu (Japanese Society for the Promotion of Science, JSPS): Japonya’da temel bilimsel araştırmalar için verilen ve vergi gelirlerinden oluşan hibe fonlarının dağıtımını JSPS belirler.
Japon Bilim ve Teknoloji Ajansı (Japan Science and Technology Agency (JST): JST, önceden 5 yıllık planlarda belirlenen ve köklü değişikliklere yol açması umulan ArGe ve inovasyon projelerine mali destek sağlar. “Yüksek risk-Yüksek getiri” özelliğindeki “Aya Seyahat” fonu bu mali destek fonlarından biridir.
(ii) Eğitim ve Araştırma Kurumları:
Yüksek Öğretim Kurumları: Japonya’daki 800 üniversitenin 600’den fazlasını oluşturan özel üniversiteler ve 96’sı yerel yönetimlerce kurulan halk üniversitelerinin çok azı araştırma yapıyor. Ayrıca, ülkedeki prestijli üniversitelerin çoğunu ulusal kamu üniversiteleri oluşturuyor [DWIH (2023)].
Araştırma Kurumları: RIKEN: 1917 yılında kurulan ve halen Japonya’da 10 kampüsü, 21 araştırma merkezi, Japonya dışında da 3 merkezi olan Riken Japonyanın bilim ve teknoloji alanındaki en büyük ve en güçlü ArGe ağını oluşturur. Bağımsız bir kurumdur fakat idari olarak MEXT’e bağlıdır. Bünyesinde ağırlıklı olarak temel araştırmalar; yanısıra, uygulamalı araştırmalar ve geliştirme çalışmaları da yapılmaktadır.
Japonya’da RIKEN ağının yanısıra, savunma, enerji, havacılık, jeoloji vd vd alanlarında da güçlü ArGe örgütleri bulunmaktadır.
4.4. Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeye Yön Veren Plan ve Programlar
II. Dünya Savaşı’ndaki yıkımın ardından 1946-1970 arasında yaşanan yeniden inşa sürecinin sanayi boyutunda, esasen, bebek sanayilerin korunması temel alınmıştır. Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakanlığı MITI’nin ana belirleyici olduğu ve Demir-çelik, elektrik-iletişim cihazları ve otomobil sanayilerine öncelik tanınan dönemde ithalat ve doğrudan yabancı yatırım büyük ölçüde kısıtlanmıştır.
1970 ortalarında koruyucu politikalar terkedilerek ihracata dayalı büyümeye geçilmiştir. 20 yıl süren bu dönemde, ArGe faaliyetleri, büyük ölçüde, geliştirme projelerine ve tersine mühendislik yoluyla ürün kopyalamaya odaklanmıştır. 1996’ten itibaren ise özgün ve inovatif ArGe çalışmalarının planlandığı 5 yıllık bilim ve teknoloji planları devreye alınmıştır.
5. Türkiye
Türkiye’de GSYH’den ArGe’ye ayrılan pay son 30 yıldır düzenli olarak artmaktadır. Bu artış, 2008 tarihli 5746 sayılı teşvik yasasını izleyen 4-5 yılın ardından hızlanmıştır. 2024 yılında gelinen seviye %1,46’düzeyindedir [TÜİK (2025)] ve [Danacı (2018)].
Türkiye’de ArGe’ye özel sektör katkısının %30’ların altında olan payının 2014 yılından sonra hızla artarak %65’e yaklaştığı görülmektedir [OECD (2025b)]. Türkiye kaynaklı yayın sayısınınsa 2000-2023 arasında 5000’lerden 50 000 dolayına çıktığı bildiriliyor [TÜBİTAK (2024)].
50 ülkeyle karşılaştırmalı olarak yapılan incelemede Türkiye’nin yayın sayısı açısından 18. olduğu, yayınlara yapılan atıf sayısı açısından 28. yayınların yarattığı etki değerleri açısındansa 48. sıraya düştüğü görülüyor [TÜBİTAK (2016)].
Yayın sayısına göre:

Alınan atıf sayısına göre:

Etki Değerine Göre:

6. Sonuç Niteliğindeki Çıkarımlar;
Dört ülkeyle ilgili incelemelerin ve Türkiye ile ilgili değinilerin sonucunda, üzerinde durulmaya değer bulunan noktaların başlıcaları şöyle özetlenmiştir:
1. Dört ülkenin de genel kalkınma planlarının yanı sıra, süreleri ülkeden ülkeye 4 ile 15 yıl arasında değişen ArGe planları bulunmaktadır. Çin’in ArG plan dönemlerinin uzunluğu dikkat çekicidir.
2. İncelenen dört ülkede ArGe için kaynak sağlamada devletlerin %20 ile 40 arasında, sanayi sektörlerininse %60 ile 80 arasında pay sahibi olduğu görülüyor.
4. İncelenen ülkelerdeki arge faaliyetlerine verilen mali desteğin net biçimde daha büyük bölümü üretim şirketlerince sağlanmaktadır. Bu şirketlerin özel sektör bünyesinde olduğu ABD, Almanya ve Japonya’da, devletler, merkezi arge planlaması ve/veya teşvikler yoluyla, mali desteklerin öncelikle hangi araştırma alanlarında kullanılacağını belirlemekte rol oynamaktadır.
Mustafa Tunçgenç, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
Sanayi Kongresi 2025’e Giderken, 1 Kasım 2025, İzmir
