
Mesleki Eğitimde Kırılma Noktası
Son günlerde MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) öğrencilerinin yaşadığı iş kazaları ve ne yazık ki ölümle sonuçlanan olaylar, toplumun vicdanını derinden yaralamakta ve ciddi bir endişe […]

Son günlerde MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) öğrencilerinin yaşadığı iş kazaları ve ne yazık ki ölümle sonuçlanan olaylar, toplumun vicdanını derinden yaralamakta ve ciddi bir endişe […]

Bölüm 1 1. Giriş Lastik tekerlekli loder ve ekskavatörler, inşaat, madencilik, tarım ve endüstriyel faaliyetlerde yaygın olarak kullanılan iş makineleridir. Bu makineler, ağır yüklerin taşınması, […]

Gerçeği bükmez; Görünür Kılar Algoritmalar toplumsal önyargıları yok etmez; tersine onları görünmez kılarak güçlendirir. Safiya Umoja Noble Teknolojinin tarafsız olduğunu düşünmek kolaydır. Ekranların, kodların, algoritmaların […]

1949 devriminden sonra dünyanın en hızlı sanayileşen ülkelerinden biri hâline gelen Çin, 1980’lerden itibaren sosyalist kalkınma modelinden tedricen devlet kapitalizmine geçerek dünya ekonomisine entegre olmuş […]
Sigara denince akla ilk gelen genellikle insan sağlığı olur. Televizyonlarda yayınlanan kamu spotları, sigara paketlerinin üzerindeki uyarılar ve çeşitli görsel kampanyalar hep sigaranın insan sağlığı üzerindeki zararlarını ön plana çıkarır. Elbette bu zararlar yadsınamaz; herkes sigaranın ne kadar zararlı olduğunu bilir. Ancak şu soruyu da sormak gerekir: Sigara sadece insana mı zarar verir?
Bu konuya yalnızca insan sağlığı açısından, tek yönlü bir bakış açısıyla yaklaşmak ne kadar doğru? Etkilerini yalnızca insan bedeni üzerinde görmek ve değerlendirmek yeterli mi? Aslında zararlarını tam anlamıyla kavrayabilmek için, resmin bütününe yani varlık döngüsüne bakmak gerekir.
Sigaranın yaşam döngüsü, yalnızca içim anından ibaret değildir; Tütünün yetiştirilmesinden üretimine, tüketiminden atık haline kadar geçen her aşama, doğrudan ya da dolaylı olarak çevremizi tehdit eder.

Tütün tarımı için kullanılan pestisitler ve su kaynakları, üretim sürecinde açığa çıkan karbon emisyonları, paketleme için kesilen milyonlarca ağaç ve nihayetinde doğada yüzlerce yıl çözünmeyen izmaritler zincirin parçalarıdır. Zincirin her halkası ekolojik ayak izini büyütmekte ve iklim krizini derinleştirmektedir.
Her yıl dünya genelinde 6,5 trilyon sigara tüketilmektedir. Yalnızca 2019 yılında Türkiye’de yaklaşık 120 milyar adet sigara satılmıştır. Bu da en az 120 milyar adet izmaritin doğaya karıştığı anlamına gelir. Yapılan araştırmalara göre bu izmaritlerin yalnızca üçte biri çöp kutularına ulaşırken, geri kalan büyük çoğunluğu kontrolsüz şekilde çevreye atılmaktadır.

Araba camlarından, ev ve balkonlardan ya da bulunduğumuz alanlardan gelişigüzel atılan bu izmaritler; sokakları, kaldırımları, park ve bahçeleri, deniz kıyılarını, ormanları, yağmur suyu kanallarını, toprağı, akarsuları ve denizleri kirletmektedir. Kısacası, yaşam alanlarımızın her köşesi bu zehirli atıklarla dolmaktadır.
“Bu atıklar, İçlerinde nikotin, polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH), ağır metaller gibi pek çok toksik madde barındırmaktadır. Araştırmalar, tek bir izmaritin bin litreye kadar suyu kirletebileceğini ortaya koyuyor.”1
Önemsemediğimiz bu “120 Milyar” izmarit, aslında devasa bir çevre tehdidi olup hem ekosistemi hem de insan dışındaki tüm canlıları olumsuz etkiliyor. “Bu izmaritlerin çevreye verdiği zarar sadece kimyasal sızıntılarla sınırlı değil. Sigara filtreleri, doğada çözünmeyen ve mikroplastik haline gelen selüloz asetattan üretiliyor. Bu da onları plastik atıklar kadar zararlı hale getiriyor. Filtreler zamanla daha küçük parçalara ayrılıp mikrofiberlere dönüşüyor ve bu mikrofiberler hem karasal hem de su yaşamı tehdit ediyor. Ortalama bir sigara içicisi, günde tek bir paket içtiğinde yaklaşık 300 bin mikrofiberin doğaya yayılmasına neden oluyor”2.
Katrıne Marçal’ın “Adam Smith’in yemeğini pişiren kimdi?” kitabında belirttiği gibi “İktisadi bireyler her zaman teşvikle hareket eder” diyor. O zaman adımlar belli “Öncelikle sigara izmaritleri için özel bir depozito sistemi oluşturulması gerekiyor. Bu sistem, sigaraların izmaritlerinin kullanıcılar tarafından toplanmasını ve üreticiye iade edilmesini teşvik edecek şekilde tasarlanmalı. Aynı zamanda, sahil, park, mesire alanı ve su kenarları gibi alanlarda sigara içiminin sınırlandırılması ya da tamamen yasaklanması da önemli bir önlem olabilir. Japonya örneğinde olduğu gibi, kamusal alanlarda sadece belirli alanlarda sigara içilmesine izin verilmesi, izmarit kaynaklı kirliliği ciddi oranda azaltabilir.”3
Önemli görevlerden biri de Belediyelere düşmektedir. Fakat “çoğu belediye bu konuda ciddi ve sürdürülebilir bir çözüm üretmiş değil. Eğitim faaliyetlerinin yetersizliği, denetim eksikliği ve cezai yaptırımların uygulanmaması, sorunun büyüyerek devam etmesine neden oluyor. Özellikle sahil belediyeleri, kendi bölgelerinde sigara içimini denetleyerek, caydırıcı uygulamalarla çevreyi koruma altına alabilir.4

Sigara izmariti toplama kampanyalarının gönüllü topluluklar tarafından düzenli ve yaygın biçimde gerçekleştirilmesi, geri dönüşüm farkındalığını artırmaya yönelik etkinlikler ve bireylerin izmarit kutusu taşıma alışkanlığını geliştirmesi, sorunun çözümüne önemli katkılar sağlayacaktır.
Sigara yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda küresel bir çevre sorunu olup, toplumsal ve politik sorun olarak da değerlendirmek gerekmektedir. Bu konuda farkındalık yaratmak ve bireysel sorumluluklarımızı yerine getirmek büyük önem taşır. İzmaritlerin yere değil çöp kutularına atılması, sigara içen bireylerin çevre bilinciyle hareket etmesi ve yerel yönetimlerin bu konuda daha ciddi yaptırımlar uygulaması gerekmektedir.
Artık sigara izmaritlerini yalnızca küçük bir çöp olarak değil, büyük bir ekolojik kriz olarak görmemiz gerekmektedir.
Unutmayalım: Görmediğimiz her izmarit, bir başka tehdidi büyütmeye devam etmektedir.
Kaynak
Katrine Marçal ;Adam Smith’in yemeğini pişiren kimdi
görsel :google
