
428. Bülten’den
Isaiah Berlin’in İki Özgürlük Kavramı[1] metni, özgürlüğü tek bir ilke olmanın ötesine taşıyarak iki farklı sorunun yanıtı şeklinde kurar; negatif ve pozitif özgürlük. Berlin, salt […]

Isaiah Berlin’in İki Özgürlük Kavramı[1] metni, özgürlüğü tek bir ilke olmanın ötesine taşıyarak iki farklı sorunun yanıtı şeklinde kurar; negatif ve pozitif özgürlük. Berlin, salt […]

Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında Ocak 2026 yılında imzalanan serbest ticaret anlaşması 2007 yılında başlayan görüşmelere dayanmakta. 2013 yılında verilen aradan sonra 2022’de tekrar […]

Son yıllarda hızla büyüyen dijital platform ekonomisi, kent içi lojistik faaliyetlerini köklü biçimde dönüştürmüştür. Özellikle hızlı teslimat üzerine kurulu dijital platformlar, teknolojik altyapı ile kent […]

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve belediyenin iştiraki olan İZSU tarafından; İzmir’e içme suyu ve atık su hizmetlerini, ekonomik, etkin, verimli, kaliteli, adil erişim imkanı ile sürdürülebilir […]
Cem Karaca’nın 12 Eylül 1980 darbesi sonrası sürgündeyken bestelediği “Ceviz Ağacı” şarkısı ülkesine döndükten sonra, 1987 yılında çıkardığı Merhaba Gençler ve Her Zaman Genç Kalanlar albümünde yer aldı. Cem Karaca’nın Ceviz Ağacı bestesini her dinlediğimde, “Dimdik buradayım, mücadeleye varım” duygularını hissetmişimdir. Bireyler ve Toplumlar için mücadele; var olmak, anlaşılmak, ayakta durmak, hayata tutunmak, âşık olmak, sevmek sevilmek, kendini ispatlamak, hak, hukuk ve adalet aramak gibi birçok konuda olabilir. Ne diyor şiirinde Nazım Hikmet ?
“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkı’nda.
Ne sen bunun farkındasın ne polis farkında.”

Şiirdeki Ceviz Ağacı Sunay Akın’ın “Koyu Mavi Memleket Kumaşı” kitabının “Ceviz Ağacının da farkındayız, Polisin de …” bölümünde karşıma çıktı. Aslında, Nazım Hikmet bu şiiri 1 Temmuz 1957 yılında, Bulgaristan’ın Balçık kentinde, sürgündeyken yazmış. Yani Nazım Hikmet’in sürgünde yazdığı şiiri, yıllar sonra Cem Karaca sürgündeyken bestelemişti. Bu toprakların kaderi bu olsa gerek…. Hak, hukuk ve adalet arayışının hiç bitmemesi.
X,Y diye harfler kümesine sığdırdığımız tüm kuşakların, kendi dönemlerine göre mücadeleleri olmadı mı ? Bu mücadele, dönemine göre farklılık gösterse de temelde hep aynı amaç için sürmedi mi? Yakın tarihimize dönüp baktığımızda, araştırdığımızda, okuduğumuzda; Atatürk’ün ölümünden sonra 1950’li yıllarda “hak, hukuk ve adalet “diye başlayan mücadelenin hala devam ettiğini görmüyor muyuz?
Bu harfler kümesinde yer alan, şu anda 20’li yaşlarını süren Z kuşağının haklı olması ve aynı mücadeleyi sürdürmesi normal değil mi? Yaş almış ama genç kalamamışların hep eleştirdiği, yaftaladığı bu gençler, özgür iradeleri için tepkilerini gösterdiğinde haksız mı oluyor? “Biz buradayız, lütfen bizi sınırlamayın, bizi görün, bize inanın. Biz siz değiliz, bunu artık anlayın!” diye okuduğum çığlıklarında haksızlar mı? Demokratik ve anayasal haklarını kullanarak kendilerini ifade etme özgürlüklerine neden müdahale ediliyor? Ne yapıyorlar yürüyorlar, sokakta dans ediyorlar, kitap okuyorlar, şarkılar söylüyorlar, animasyon figürleri kostümleri ile zıplıyorlar… Kimileri de,

“Gel, ne olursan ol yine gel, ister kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel, …” Diyen Mevlana’nın Semazeni olarak yürümüyor mu?
Peki, Baby Boomer kuşağı ve 1970 öncesi doğan X kuşağı bunu anlayabiliyor mu? Ya da anlamak istiyor mu?
Yakın geleceğin politikacıları, mühendisleri, mimarları, doktorları ve diğer meslek sahipleri olacak gençleri dinlemeye gerçekten istekli mi?
Sözlü ya da fiziksel güç kullanarak tamiri mümkün olmayan travmalar yaşatmak, korkutarak susturmak doğru mu?
Sorularımın cevabını ararken, ceviz ağacının nerede olduğunu merak ediyorum. Karşıma, Sunay Akın’ın kitabında koordinatlarına kadar belirtilmiş ve detaylıca tarif edilmiş haliyle çıkıyor.
Sirkeci Kapısı’nda, Gaziler Derneği’nin yakınında, Sirkeci Polis Karakolu’na kırk metre uzaklıkta…
Yaşı 75’in üzerinde, boyu 12 metre, çapı 67 cm olan ceviz ağacımız, hâlâ dimdik ayakta ve Gülhane Parkı’nda.
Sunay Akın, Koyu Mavi Memleket Kumaşı
